Hesher (2011) – Film İncelemesi

Esasında uzun zamandır beklediğim filmler arasındaydı Hesher. Metallica soslu fragmanı, başrolde metalhead J.Gordon Levitt ile sıradışı bir film bekliyordum. Ama baştan söyleyeyim beklentilerimin oldukça altında buldum filmi.

Karısını trafik kazasında kaybetmiş bir baba-oğulun büyükannenin evine sığınmaları ve depresif hayatları ile başlıyor film. Baba tüm gün perdeleri çekili evde anti depresanları ile hayatına devam ederken, çocuk ise ergenliğe girişin de getirdiği sorunlarla boğuşmakta ve annesine dair kalan tek şey olan arabalarının hurdasına sahip olmak ile ilgilenmektedir. Natalie Portman süper markette çalışan bir kasiyer ve ekonomik sıkıntılar içerisinde yalnız bir genç kadın.

Daha sonra ise Hesher bu üçlünün hayatlarına bir şekilde girmeyi başarıyor. Hepsinin hayatlarına farklı şekilde dokunuyor ve olayların gidişatını onlar için değiştirmeyi başarıyor.

Filmin oyunculuklar açısından çok bir problemi yok diyebilirim. Özellikle büyükanne ve Hesher rollerinin hakkını iyi veriyorlar. Fakat can verdikleri karakterler ne yazık ki pek derin değil ve Hesher dahi bu sığlıktan pek kurtulamıyor. Kendisine dair pek bildiğimiz birşey yok.

Filmde bol bol metal ve rock dinleyeceğini sananlarda yanılacaktır. Hesher’ın arabasında çalan bir iki sahne dışında filmde o kadar da ön planda değil müzik. Metallica’nın logosunu ve şarkılarını kullanma iznini alabilen bir filmden daha fazlasını beklerdim.

——spoiler——-

Sonuç olarak hayat hepimizden bazı şeyleri alıyor. Hesher’ın bir hayası, ailenin annesi, büyükannenin sağlığını. Ama önemli olan Hesher’ın sergilediği duruşu sergileyebilmek.

——spoiler——-

Bunu anlatmak için böyle ağır tempolu ve diyalogları ve hikaye örgüsü pek de ilgi çekici olmayan bir filme gerek var mıydı bilmiyorum. Benim beklentilerimi karşılayamayan bir film oldu Hesher.

You may also like...