Im Labyrinth des Schweigens (2014) Film İncelemesi

Epeydir ihmal ettiğimiz bloga, bir film inceleme yazısı ile geri dönemli. 2014 yapımı bir Alman filmi olan “Im Labyrinth des Schweigens” ile karşınızdayım. Holokost temalı bu ikinci dünya savaşı sonrası dönem filmi, genç bir Alman savcının Auschwitz toplama kampında yaşananları soruşturmaya başlamasını ve karşısına çıkan güçlükleri anlatıyor. Film Türkiye’de “Yalanlar Labirenti” adıyla biliniyor.

Nazilerin Yahudi toplama kampları ile ilgili dramlar ve acılar bugün tüm dünya tarafından bilinmektedir. Fakat bu durum hep böyle değildi. Auschwitz‘de yaşananlar 1960’ların başlarıa kadar az kişi tarafından bilinen ve fazla üstünde durulmayan bir konuydu. İçerde yaşanan dehşetin boyutunu bilen kişi sayısı çok azdı. Müttefiklerin, artık komünizm karşıtı Batı cephesinde yer alan Almanyanın üstüne fazla gitmek istememesi, Nürenberg yargılamaları ile savaş dosyasının kapatılması ve milyonlarca Nazi partisi üyesi Alman vatandaşının savaştan sonra tekrar normal hayatlarına dönmesi, bu bilgi yetersizliğinin başlıca sebepleriydi.

Filmde, daha ziyada trafik cezaları ile ilgilinen ve çaylak olarak adlandırabileceğimiz bir savcı, tesadüfen ele geçirdiği bir dosya ile Auschwitz’de görev almış eski bir Waffen-SS subayının Frankfurt’un göbeğinde öğretmenlik yaptığını keşfeder. Araştırmalarını derinleştirdikçe, bir sürü eski SS askerinin toplumsal yaşamlarına herhangi bir ceza almadan devam ettiklerini görür. Amerikan Birliklerinden edindiği Auschwitz arşivleri ile mağdurlara ulaşmaya ve bir iddianeme hazırlamaya çalışan savcı, türlü zorluklar ile görevine devam eder. Nihayet seneler süren hazırlık sürecinin ardından, 1963’te ilk davayı açar ve Auschwitz’de yaşananları tüm dünya öğrenir. O zamana kadar bir tabu olarak kalan ve tartışılmayan, konuşulmayan insanlık dramları bir bir gün yüzüne çıkar.

Film bir dönem filmi ve dönemin kostümlerini ve ekipmanlarını başarı ile yansıtsa da, ortamlar için aynı şeyi söyleyemeceğim. İçi bomboş olan adliye binası, green-screen gibi görünen Auschwitz önündeki sahneler falan bana fazlasıyla yapay geldi. Oyunculuklar ile ilgili olarak film herhangi bir sıkıntı içermiyor. Alman adalet sisteminin işleyişi, Adenauer Almanyasının çalışma tarzı ve genç İsrail devleti ile ortaklığı gibi öğeler filme başarı ile yedirilmiş. Film Alman toplumuna bir özeleştiri içerirken, gerçek Auschwitz davasını hazırlayan savcı ve yardımcı personele de bir saygı duruşu niteliği taşıyor. Türü ve dönemi sevenlerin sıkılmadan izleyebileceği bir film. Bununla birlikte, toplama kampları ile ilgili herhangi bir görsel anlatı yada canlandırma içermiyor. Daha ziyade hukuk yönü ağır basan bir film olmuş Im Labyrinth des Schweigens. Fena bir seyirlik değil. Benim notum 7.5/10.Im Labyrinth des Schweigens

 

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir