11/22/63 – Bir Zaman Yolculuğu ve Aşk Hikayesi

John F. Kennedy suikasti Amerikan siyasi ve toplumsal tarihi için kapanmayan bir yaradır. Kendisi ABD’nin suikaste uğrayan ilk başkanı değildi elbette. 1800’lerin büyük başkanı Abraham Lincoln’un ölümü de son derece dramatiktir. Fakat ABD’nin dünya hükümdarlığına soyunduğu ve İkinci Dünya Savaşı sonrasında, Amerikan rüyasının tam gaz yaşandığı bir dönemde sevilen bir başkana yapılan bu suikast, modern ABD’nin toplumsal hafızasında derin izler bırakmıştır. Konu ile ilgili sayısız belgesel, film, kitap vb. eser ortaya çıkarılmıştır ve halen de teorisyenler suikast ile ilgili çalışmalarına devam etmektedir. 11.22.63 ise konuyu biraz daha farklı bir kurgu ile ele alıyor.

Yazı spoiler içerebilir.

11.22.63, zamanda geriye gidip JFK suikastını önlemeye çalışmayı takıntı haline getirmiş ihtiyar bir restoran işletmecisinin, bu görevi genç bir öğretmene devretmesini konu alıyor. Artık yaşlanan ve yıllardır yaptığı denemelerde JFK suikastını bir türlü önleyemeyen Al Templeton (Chris Cooper), bu görevi restoranının sadık müşterisi Jake Epping‘e (James Franco) devrederek son nefesini veriyor. Restoranın mutfak bölümündeki bir kapı (rabbit hole), içerisinden geçeni 1960 tarihine götürüyor. Bu esnada zaman yolcusunun suikastı önlemek için yaklaşık 3 yıllık bir zamanı var. Açılan kapıdan tekrar günümüze gelindiğinse ise, yaklaşık 2dk zaman geçmiş oluyor. Yani geçmişte ne kadar zaman geçirirseniz geçirin, şu anki zamanda 2dk’lık bir gecikme ile günümüze dönebiliyorsunuz. Dizi, bu 3 yıllık zaman dilimini 8 bölüme sığdırarak, senede 40 bölüm çekip yine de elle tutulur bir hikaye anlatmayı beceremeyen Türk dizilerine de güzel bir selam çakıyor aslında. Diziyi ülkemizde, takvim tarihlerini yazarken ABD gibi davranmayıp ayı ortaya koyduğumuzdan 22/11/63 (22.11.63) şeklinde de aratabilirsiniz malum sitelerde.

James Franco

Epping’in istemsizce başladığı zaman yolculuğu, zamanla bir aşk hikayesine ve 1960’lar ABD’sine duyulan bir özleme dönüşmekte gecikmiyor. Templeton’un kendisine sunduğu geniş arşiv ve bilgi hazinesi sayesinde hedefine ilerleyen Epping, bir taraftan da kendisini durdurmaya çalışan geçmiş ile uğraşmak zorunda kalıyor. Zira dizinin varsayımına göre geçmiş değişmemekte direniyor ve kendisini değiştirmek üzere gelecekten gelenlerin üzerine türlü aksilikler salıyor. Epping, JFK’yı kurtarmak için çıktığı görevde okulunda hademe olarak çalışan Harry’nin babasının ailesini katletmesini engellemek gibi yan işler de yapıyor. Fakat bütün bu değişikliklerin günümüzde dramatik başka sonuçlara yol açacağını ancak finalde görüyoruz.

11.22.63üzerinde titizlik ile çalışılmış bir yapım. ABD’lilerin mini-dizi dedikleri, hikayesini hızlı bir şekilde anlatıp bitiren, sanatsal yönü de güçlü olan yapımlardan. 1960’ların Amerika’sı dekorlarda, sokaklarda, kıyafetlerde ve konuşma dilinde gayet iyi yansıtılmış. Epping’in geçmişteki yemeklerin lezzetinden bahsedişi, kadınların ve erkeklerin şık giyimleri, iyi dekore edilmiş evler ve balık kuyruk tasarımlı arabaları ile dizi aynı zamanda geçmişe bir saygı duruşu niteliğinde.

Epping’in yolu, JFK suikastını engellemek isterken farklı farklı insanlar ile kesişiyor. Bunlardan bir tanesi, aşk hikayemizin temelini oluşturan Sadie Dunhill (Sarah Gadon). Muhteşem gülümsemesi ile Epping’i kendisine aşık eden Dunhill, finale yaklaşırken Epping’in suikastı önlemek için de yoldaşı oluyor aynı zamanda.

Nispeten aksiyon ve heyecan içeren ilk bölümlerinden ardından, finale yaklaşırken dizinin duygusal yanı ağır basıyor ve zaman yolculuğunun sakıncaları hakkında izleyici bilgilendirilmeye başlıyor. Epping’in çabalarının beyhude olacağı fikri izleyiciye aşılanıyor. Suikast günü giderek yaklaşırken, dizi de karakterlerinin ve hikayesinin olgunlaşmasını tamamlıyor. Esasen bir Stephen King romanından uyarlama olan 11.22.63, bu haliyle kitabi okumamış olanlar için yavan kalabilir. Zira 800 sayfalık bir kitabın 8 bölüme sığdırılması ve suikast ile ilgili esas kısmın tek bölümün yarısında kalması, olayların biraz fazla hızlı çözüldüğü hissiyatını yaratıyor gibi.

Sonuç olarak şunu söylemeliyim ki, dizi yürek burkan finali ve muhteşem sanatsal derinliği sayesinde izleyenlere hoşca vakit geçirtecektir. James Franco dışında tüm oyuncular karakterlerine uyumlu görünüyorlar. Franco, özellikle son dönemde oynadığı komedi ağırlıklı işler nedeniyle, en azından benim gözümde bu role uygun görünmedi. Takım elbise ve fötr şapka içerisinde bile 60’ların ciddiyetini göremedim kendisinde. Oyunculuğunun kötü olduğunu düşünmüyorum ama daha farklı bir isim o rolde daha iyi iş çıkarabilirdi belki. Önümüzde 1960’ların içinde yaşamış gibi duran bir Donald Draper ( Jon Hamm) örneği var zira. Franco dizinin aynı zamanda yapımcısı olduğundan, kendisini başrole yerleştirmiş olması olası görünüyor. Epping kardeşi rolünde oynayan George Mackay ve Lee Harvey Oswald’ı canlandıran Daniel Webber oyunculuğu ile dikkat çeken isimlerden. Oldukça hoş müzikleri, sanatsal yönetimi, sıkmayan hikaye anlatımı ve süresi ile 11.22.63 hem zaman yolculuğuna meraklı isimler için hem de drama severler için çok hoş bir fırsat.

James Franco kıyafetleri değişmeyi unutmuş!

Dizinin eksileri de yok değil. İlk 5-6 bölüm boyunca izlediğimiz olayların esas amaçtan uzak olması, Epping’in yer yer salaklık seviyesine varan hataları, zaman yolculuğunun olumsuz sonuçları ile ilgili bilgileri finale bırakması ve Kennedy’li alternatif ABD ile ilgili kurgular bence eksi olarak değerlendirilebilir. Templeton’un onlarca kez tavşan deliğinden geçmesina rağmen, aslında yaşananları değiştirmenin zamanda olumsuz kırılmalara yol açacağını anlamaması ve ısrarla Epping’i göreve yollaması dizinin bence en büyük eksisi. Finalde insan “ne gerek vardı?” diye soruyor ister istemez. Zaman yolculuğunun paradoksal sıkıntılarından dolayı bu konu ile ilgili yapımlar daima sıkıntılı bir çizgide bulurlar kendilerini. Bu durum 11.22.63’te de aynen devam ediyor. Dizinin yolculuk ile ilgili varsayımları ve arka plandaki kurgusu çok sağlam işlemiyor sanki. Zira işlerin ilk bölümde Templeton’ın anlattığı gibi yüremediğini ancak finale doğru anlıyoruz.

Fakat bütün bunlar, hoş bir drama mini-dizisi için kabul edilebilir şeyler. Fazla vaktinizi almayacak, finali ile gözlerinizi dolduracak, 1960’ların klas havasını içinize çekebileceğiniz bir yapım arıyorsanız, fikir babası Stephen King olan 11.22.63 tam size göre. İyi seyirler. Suikastın gerçek görüntüsünü (Zapruder) de aşağıya koyuyorum. İlgilenenler izleyebilir.

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir