Gone are the Days (2018) Film İncelemesi

Silahlar patlamıyor !

Ne zamandır burada bir western filmi incelemiyorduk. Türe çok daha vurucu bir film ile geri dönüş yapmak isterdim fakat Western filmleri eski popülaritelerini yitireli yıllar geçti. Holywood da artık bu türün örneklerine daha nadiren bütçe ayırıyor. Gone are the Days de bu nadir filmlerden bir tanesi. Tom Berenger ve Lance Henriksen’i başrolde izlediğimiz film, yaşlı ve ölümü bekleyen bir kanun kaçağının hikayesini anlatıyor.

Öksürük krizleri ve eroin (eroin o dönemler öksürük şurubu niyetine eczanelerde satılmaktaydı) kaynaklı halüsinasyonlar ile boğuşan Taylon Flynn artık neredeyse iki ayağı birde çukura girmek üzere olan bir hayduttur. Fakat sıcak bir yatakta öksürük krizleri ile ölmeye niyeti yoktur. Halüsinasyonlar ve öksürük krizlerinden arta kalan zamanlarda Flynn son bir soygun planlamakta ve bu dünyadan namına yakışır şekilde göçmek istemektedir. Bu esnada konakladığı bir salonda, hiç bir zaman babası olduğunu kendisine söylemediği kızının kötü adamlar tarafından zorla fuhuşa zorlandığını öğrenir. Salonun işletildiği bölgenin şerifi, Flynn’in eski dostu Will’dir ve geçmişte Flynn’e kızını kollayacağına söz vermiştir. Flynn doğaçlama yapar ve hem bankayı soymaya hem de kızını kurtarmaya kalkar. İhtiyar kovboy bu ağır yükün altından kalkabilecek midir?

Unforgiven beklentisi

Gone are the Days biraz Unforgiven havası içeren bir film. Tam bir western filmi demek güç. Filmde düellolar, patlayan revolverlar, darmadağın olan salonlar görmüyoruz. Daha ziyade bu dünyadan göçmekte olan bir kovboyun iç dünyasını izliyoruz. Film bu açıdan fena iş çıkarmıyor ve türdeşlerinden ayrılıyor. Fakat flashback sekanslarındaki garip çekim teknikleri Flynn’in geçmişini anlamamızı imkansız hale getiriyor. Filmin ilk yarısı aşırı durgun geçiyor. Neden filmde olduğunu anlamadığımız Danny Trejo’nun karakteri ve Flynn ile diyaogları Dante’nin Cehennemine zekice göndermeler içerse de, pek çok izleyicinin bunları anlayabileceğinden şüpheliyim. Film bu açıdan biraz Nuri Bilge Ceylan’ın çekeceği türden bir western filmini andırıyor. Şerif Will karakterinin ne olduğunu da ancak finalde anlayabiliyoruz. Film metaforlarına finalde de devam ediyor.

Çok kısıtlı sayıda diyalog içeren film, alt metinleri anlayabilenler için sıradışı bir seyirlik olabilir. Fakat ziyadesiyle durgun olduğunu, silahların sadece finalde patladığını ve Unforgiven tadında bir intikam hikayesi bekleyenlerin hayalkırıklığına uğrayacağını söyleyebilirim. Western sever biri olarak ben ne olsa izlerim ama filmin herkese hitap etmeyeceğini düşünüyorum. Lance Henriksen kariyerinin final döneminde güzel bir şov yapmış. Tom Berenger fena yaşlanmış ve diğer karakterlerin filmdeki rolleri de asgari seviyede denebilir. Virgil karakterini dikkatlice izlemenizi tavsiye ederim.

Benim bu film için puanım 6/10. Herkese iyi seyirler.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.