Doksanların En iyi Aksiyon Filmleri

Doksanların En İyi Aksiyon Filmleri

Silahların konuştuğu, binaların havaya uçtuğu, patlamaların, yangınların ve araç takiplerinin eksik olmadığı, günlük hayatımıza “vurdulu kırdılı” tabiri ile yerleşen aksiyon filmleri kolay izlenebilirlikleri, görece basit senaryo yapıları ve yüksek gişe rakamları hem yapımcıların hem izleyicilerin tercihlerinde üst sıralarda yer almaya devam ediyorlar. Seksenler bu açıdan oldukça sıradışı, nicel açıdan üretimin yoğun olduğu ve takip etmesi zor, yer yer kalitenin düştüğü bir dönem olsa da, bu yazımda muhteşem aksiyon filmleri izlediğimiz doksanlar sinemasında öne çıkan bazı aksiyon filmlerini derlemek istedim. Daha fazla sinema ve televizyon incelemesi için bu kategoriye göz atabilirsiniz.

İyi seyirler…

Ronin (1998)

1998 tarihli John Frankenheimer filminde başrollerde Jean Reno, Sean Bean ve Robert DeNiro gibi isimleri izliyoruz. Rusların ve İrlandalıların peşinde olduğu gizemli bir paketin peşine düşen eski ABD istihbaratı ajanının maceralarını izlediğimiz film, özellikle trafikte geçen araç takip sahneleri ile dikkat çekmeyi başardı. Ronin’deki sahnelerin üstüne trafik kovalamacası çekilmedi desek yeridir.

Ronin Kadrosu

Ronin Kadrosu

Total Recall (1990)

Philip K. Dick‘in romanından uyarlama olan Total Recall, bilimkurgu aksiyon türünde, başrolde Arnold Schwarzenegger’i izlediğimiz bir film. 2012 yılında başrolde Colin Farrell’ın olduğu bir modern yeniden çevrimi yapılsa da, gösterişli görsel efektlere rağmen ilk filmin ambiyansını verdiğini söylemek güç. Gelecekte geçen filmde, beyne yerleştirilen bir geçiçi implant sayesinde sanal Mars tatili yapmayı hedefleyen sıradan bir adamın, bu tatil sırasında işlerin karışması ile bir diktatöre karşı mücadele eden kahramana dönüşmesi konu ediliyor. Gerçek ve rüyanın karıştığı, sanal olanın sorgulandığı, felsefesi güçlü filmlerden Total Recall. Yönetmen ise Paul Verhoeven.

The Rock (1996)

Nicolas Cage ve usta aktör Sean Connery‘i başrolde izlediğimiz filmde, asi bir generalin Alcatraz adasından San Fransisco‘ya gaz saldırısı yapmasını engellemeye çalışan eski bir mahkum ve bir kimyagerin maceralarını izliyoruz. FBI için çalışan kimyager gaz bombalarını nasıl durduracağını iyi bilmekte, eski İngiliz istihbarat görevlisi olan mahkum ise Alcatraz’ı avucunun içi gibi tanımaktadır. İki kafadar Alcatraz’ı işgal eden bu asi generalin hakkından gelmek için güç birliği yapmak zorundadır. Michael Bay imzalı film doksanların aksiyon klasiklerinden biri olarak karşımızda duruyor.

The Fugitive (1993)

Aynı adlı TV dizisinden uyarlanan filmde, karısının öldürmekle suçlanan bir doktorun bir yandan kendisini aklamaya çalışırken bir yandan da kanun güçlerinden kaçmasını izliyoruz. Harrison Ford ve Tommy Lee Jones‘un başrolde olduğu film finale doğru başarı ile yükselttiği aksiyon ve gerilim dozunu tatmin edici bir şekilde noktalamayı bilen yapımlardan. Dr. Richard Kimble adı bugün hala pek çok sinema ve dizi severin aklına kazınmış vaziyettedir. Filmin yönetmeni Andrew Davis.

Speed (1994)

Ülkemizde Hız Tuzağı adıyla gösterilen film, Keanu Reeves‘in bir aksiyon starına dönüştüğü yoldaki ilk kilometre taşlarından. Günümüzde John Wick serisi ile kariyerinde ikinci baharı yaşayan Reeves, henüz 1994’te, otobüste geçen bir Die Hard olarak nitelendirebileceğimiz bu film ile büyük şöhret yakalamıştı. Dennis Hopper‘ın başarılı bir kötü adam performansı sergilediği filmde, hız muhteşem bir gerilim unsuru olarak kullanılmış. Yönetmen Jan de Bont.

Face/Off (1997)

Oldukça saçma senaryosuna rağmen yönetmen John Woo‘nun maharetli ellerinde bir aksiyon klasiğine dönüşen Face/Off, Air Force One ve Con Air gibi başarılı filmlere rağmen 1997’nin en çok izlenen aksiyon filmlerinden biri olmayı başarmıştı. Bir FBI ajanının oğlunu öldüren terörist ile yüzlerini değiştirdiği ilginç konuya sahip filmde John Travolta ve Nicolas Cage belki de en popüler aksiyon işlerine imza atmayı başardılar.

The Matrix (1999)

Wachowski biraderlerin sıradışı filmi Matrix, 1999 yılında sinemalara tabiri caizse bomba gibi düşmeyi başardı. Derin felsefesi, o dönemin en iyisi olan görsel efektleri, hatasız ve ustalıkla kotarılan aksiyon sahneleri ile Matrix kendisinden sonra gelen aksiyon filmlerini de büyük oranda etkilemeyi başardı. 2000’li yıllarda seri çok daha büyük bütçeli filmlerle hikayesine devam etse de, ilk filmin yarattığı şaşkınlık uzun süre sinema severlerin üzerinden gitmek bilmedi. Keanu Reeves ve Laurence Fishburne başrolde. Yönetmenler ve senaristler ise Lilly Wachowski ve Lana Wachowski.

Hard Boiled (1992)

Kötü adamların döktüğü kanı ve uyguladığı şiddeti sinemada göstermekten çekinmeyen yönetmenlerden biri olan John Woo, Hard Boiled ile bir nevi günah çıkarıyor ve biri gizli iki polis eliyle tüm kötü adamları cezalandırıyor. Olabilecek en kanlı şekilde. Chow Yun-Fat‘ı başrolde izlediğimiz bir polisiye aksiyon filmi olan Hard Boiled, özellikle çatışma sahneleri ile Matrix gibi filmleri dahi etkilemeyi başarmış, sinemada iz bırakmış bir aksiyon klasiği.

Terminator 2 : Judgment Day (1991)

James Cameron, büyük bir bütçe ve beklenti ile giriştiği Terminator serisinin ikinci filminden yüzünün akıyla çıkmayı başardı diyebiliriz. İlk film Terminator ile muhteşem bir teknolojik kara film çekmeyi başaran Cameron, ikinci filmde kötü adamı olan Terminator’u bir kahramana çevirmeyi başarırken, karşısına çıkardığı daha güçlü ve daha gelişmiş başka bir Terminator ile de senaryosunu güncelliyordu. Dönem için henüz ilkel sayılabilecek olan CGI sahneler günüzmüde sırıtsa da, Terminator 2’nin aksiyon sahneleri döneminin en iyisi ve en yüksek bütçelisiydi. İlerleyen yıllarda çok daha gelişmiş ve pahalı Terminator filmleri yapılsa da, sinemaseverlerin gözünde ilk iki filmin yeri daima ayrı tutuldu. Arnold Schwarzenegger ve Linda Hamilton başrollerde.

 

 

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.