Av Mevsimi (2010)

Yavuz Turgul ve Şener Şen bir kez daha işbirliği yapmaktalar. Bu kez usta ikili bir polisiye-dram filmi ile karşımızdalar. Turgul’un polisiye işine meraklı oldugunu bilmiyordum. Fakat Av Mevsiminin fragmanları sinemada dönmeye başladığı andan itibaren sağlam bir film geleceğini düşünmeye başlamıştım.

Filmde Cem Yılmaz, Melisa Sözen, Okan Yalabık ve Çetin Tekindor gibi güçlü isimler var. Bu kadro iş yapar dedirten bir ekip. Hele de arkalarında Yavuz Turgul var ise. Öte yandan polisiye cidden zor bir iştir. Dİkkat ister. Detaylara titizlikle yaklaşır polisiye izleyicisi. Filmi dört gözle izler. Her diyalogda, her nesnede bir arayış içerisindedir. Filmdeki dedektiflere beraber katili, suçluyu arama güdüsü içerisindedir.

Yine olmadı Melisa Sözen

—————spoiler———————-

Bu filmde de, bilerek yada bilmeyerek Yavuz Turgul filmin sonuna dair ipuçlarını biraz erken veriyor. İdris, Battal Çolakzade’nin evinde gezerken yatalak kızını ve makineye bağlı hayatını görünce filmi izleyenlerin büyük bir kısmının kafasında bir şimşek çakıyor zaten. Herkesten izole yaşayan, makinelere bağlı, zengin işadamının yatalak kızı. Pamuk’un neden kurban edildiğini bu sahnelerden anlamak zor değil.

—————-spoiler———————

Fakat avcılar kapışmaya devam ediyor filmde. Esasında film 2 avcının kapışması gibi gösteriliyor ama kanımca gerçekten bir avcı var. Film bunu kendisi de anlatıyor. Avcı, tuzak kurmaz. Tuzak avcılığın şanına yakışmaz. Battal Çolakzade tuzak kuruyor. Bu nedenle avcı sıfatını kaybediyor ve gerçek avcı, deneyimli cinayet masası komiseri Ferman Amir’in avı haline geliyor. Üstelik bu av gayet uzun sürüyor. Filmin süresi 2 saatin oldukça üzerinde ve zaman zaman gereksiz düşen tempo bir kısım izleyiciyi filmden soğutabilir.

Cem Yılmaz’ın oyunculuğunu gayet beğendim. Çetin Tekindor ile beraber filmi taşıyan isimlerden. Melisa Sözen her zamanki gibi büyük gözleri ile boş boş bakıyor pek çok sahnede. Birilerinden torpilli oldugunu düşünüyorum. Bu performans ile bu kadar ön plandaki yapımlarda rol almak büyük başarı. Kendisi bir türlü ısınamadığım isimlerden.

Şener Şen’e ayrı bir parantez açmak lazım. Filmdeki karakteri Behzat Ç. gibi bir cinayet masası komiseri değil. Kendisi daha kibar bir İstanbul beyefendisi. Ama kılık kıyafeti, imajı, duruşu, filmde kullandığı şive son derece inandırıcılıktan uzak geldi bana. Burda problem üzerine biçilen kaftanda Şener Şen’in kanımca. Bu role oturmadığını düşünüyorum, iyi oynayamadığını değil.

Figürasyonda ve yan rollerde de problemler var. Kapıcı aile kesinlikle sırıtmaktaydı mesela. Özellikle baba. O ailenin tavırları ve oyunculukları son derece inandırıcılıktan uzaktı. Bu kalibrede bir yapımla bağdaştırmak güç.

Filmin teknik yanı ise son derece güçlü. Kullanılan Emniyet binası, iyi kurgulanmış sahneler, etkileyici görsellikler, Yavuz Turgul’un artık işin teatral kısmına da önem verdiğini göstermekte. Üzerinde uğraşılmış görüntüleri filmin hemen her bölümünde görmek mümkün.


Özetlemek gerekirse iyi bir film Av Mevsimi. Vasatın kesinlikle üzerinde. Sağlam bir kadrosu var, üzerinde çalışılmış -ama bir polisiye için zayıf- bir senaryosu var ve arkasında Şener Şen, Yavuz Turgul gibi isimler var. Görsel ve işitsel olarak izleyiciyi kendisine çekmeyi başarıyor. Fakat zaman zaman düşen tempo, gereksiz uzunluk, senaryodaki boşluklar, sonunun tahmin edilebilirliği ve kötü adamı hızlı işaret etmesi onu vasat bir polisiye yapıyor benim nazarımda.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.