God Bless America (2011) Film İncelemesi

Öncelikle şunu söylemeliyim. God Bless America sert ve şiddet içerikli bir film. Aptal insanların ünlü olduğu ya da ünlü yapıldığı, toplumun TV ve sosyal medya aracılığıyla sınırsız bir şekilde yozlaştırıldığı ve tek tipleştirildiği sistemden nefret eden orta yaşlı bir adam ve genç bir kız üzerinden anlatıyor hikayesini. Beyaz yakalı bir Amerikalı olan Frank ve ailesi ile mutsuz olan ergen Roxy’nin, sisteme tepkilerinin sertleşmesi ve şiddete başvurmaları üzerine olaylar gelişiyor. Frank ve Roxy’nin bir araya gelmeleri ise tesadüf eseri.

Ülkemizde de sık sık eleştirilere neden olan Popstar, Survivor tarzı yarışmalar, suya sabuna dokunmayan haber bültenleri ve tartışma programları, Kardashian’lar tarzı reality showlar ve düşünce özgürlüğü arkasına sığınıp nefret odaklı hareket eden siyasal gruplar üzerinden eleştirisini yapan film Frank ve Roxy’nin ABD toprakları boyunca yaptığı yolculuk ile suçluları bir bir cezalandırarak izleyiciyi bir nebze de olsa rahatlatıyor. Fakat Frank ve Roxy için zamanla çember daralıyor ve temel eleştirilerin kurgulandığı Pop Star yarışmasının finali ile kahramanlarımızın hikayesi de son buluyor.

Filmle ilgili olarak, gayet iyi diyaloglar içeren ve yer yer doğru tespitler ile eleştirisini kurgulayan bir film olduğu söylenebilir. Frank’in bir iş arkadaşına çiçek gönderdiği için işten atılması, çocukları daha iyi yetiştirmek adına sürekli tavizler vererek onları şımartan Amerikan ebevenyleri, ünlü olmak ve TV ekranında görünmek için her şeyden taviz veren bir vatandaş kitlesi hakkında Frank ve Roxy son derece doğru tespitler yapıyorlar. Film yer yer ABD halkının silahlanma özgürlüğü, eşcinsel hakları vb. konulara da değiniyor. Hikayesini sıkmadan ve nispeten yüzeysel olarak anlatan bir film God Bless America. Prodüksiyon kalitesinin harika olmadığını söyleyebiliriz. Muhtemelen bütçe kısıtları nedeniyle daha mütevazı bir yapım  hissiyatı veriyor.  Joel Murray tabiri caizse rolüne cuk oturmuş. Tara-Lyyne Barr ona eşlik ederken sıkıntı yaşamıyor. Ortaya sıradışı ve hoş bir seyirlik çıkıyor. Bu filmi sevenler ya da sevecekler için Michael Douglas‘lı Falling Down‘ı da öneririm. Benim bu filme notum 7.5/10.

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir