Extortion (2017) Film İncelemesi

ABD’li doktor Kevin Riley ve ailesi Porto Riko’da uzun süredir düşledikleri Karayip tatiline nihayet çıkmışlardır. Karısı ve oğlu ile harika bir tatil geçirmeyi planlayan doktor Riley, bir tekne gezisi esnasında arıza yaşar ve Karayiplerdeki binlerce ıssız adadan birinde mahsur kalırlar. Susuzluğun ve açlığın pençesinde ölümü beklerken gelen balıkçı ve tayfası doktora bir teklif sunar. Eğer 1 milyon dolar verirse ailesi kurtulacaktır. Fakat balıkçılar pek sözlerinin eri değildir ve doktor Riley zamana karşı bir yarışa girişir. Ailesini kurtarmak için balıkçıları bulmalı, kendisinden şüphelenen polisleri atlatmalı ve ailesinin hangi adada olduğunu öğrenmelidir. Extortion bu zamana karşı mücadele ve aileleye bağlılık kavramları üzerinden ilerleyen bir film.

Konusu kısaca yukarıdaki gibi olan filmimiz, hafif aksiyon soslu bir gerilim/suç filmi sınıfına sokulabilir. Tabii böyle bir sınıf varsa. Şaka bir yana, filmin geneline yayılan gerilim havası, Extortion yapımını kesinlikle izlenebilir kılıyor. Ortalama uzunlukta olan süresi, Band of Brothers dizisinden hatırladığımız Eion Bailey’in başroldeki düzgün oyunculuğu ve bir babanın ailesini kurtarmak için ne kadar ileri gidebileceğini göstermesi ile Extortion iyi bir grafik çiziyor. Kötü kalpli balıkçı rolünde daha önce Captain Philips filminde deniz korsanı olarak izlediğimiz Somalili Barkhad Abdi var. Kendisi de yine rolüne cuk oturmuş diyebiliriz. Sanırım deniz korsanlığı rolleri bundan sonra kendisinden sorulacak. One Tree Hill dizisinden hatırladığımız Bethany Joy (Lenz) ve Danny Glover da yan rollerde üstlerine düşeni yerine getiriyorlar. Güzeller güzeli, gençlik aşkımız Bethany Joy’u biraz daha fazla görmek iyi olurdu ama filmin konusu buna pek müsait değil. Danny Glover da bu tarz filmlerde mağdurdan şüphelenen gıcık dedektif rolünün hakkını vermiş.

Yönetmenliğini ve senaristliğini Phil Volken’in yaptığı Extortion, 2017 yılının hakkı verilmeyen filmlerinden biri bana göre. Yılın filmi ya da intikam soslu bir önüne geleni vur filmi değil Extortion. Bununla birlikte, bir kaç saat içerisinde kabusa dönen rüya gibi bir tatili ve bir babanın iyi niyetli öfkesini beyaz perdeye vasatın üstünde aktarabilmiş bir yapım. Filmin alt metni derinlemesine incelenecek olursa, son yıllarda Amerika’da iyice şamar oğlanına dönen beyaz adamın üstüne bu kadar gelinirse neler olacağı gibi mesajlar bile çıkarılabilir. Fakat bu biraz da sosyologların ve siyaset teorisyenlerinin daha nitelikli çıkarımlar yapabileceği bir alan olduğundan benim susmam yerinde olur.

Extortion bu tarz filmleri sevenlerin izleyebileceği bir yapım. Başrolünde Kurt Russell’ın olduğu 1997 tarihli Breakdown yada Kevin Bacon’un 2007 tarihli Death Sentence filmlerini sevenler, bu filmi de sevecektir. Benim puanım 7.5/10.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.