The Coldest Game (2020)- Film İncelemesi

Küba Füze Krizi

Başrolünde Bill Pullman‘ı izlediğimiz bir soğuk savaş filmi The Coldest Game. Polonya & ABD ortak yapımı olan film, 1962’deki Küba Füze krizi günlerinde, Varşova’da ABD ve Sovyet Rusya satranç dehası iki ismin maçını ele alıyor. Fakat maç buzdağının görünen kısmı. Doğu Bloku’nun en uç noktalarından biri olan Polonya’da oynanan maç, füze krizi ekseninde cereyan eden bir casusluk savaşının örtüsü adeta. Hem CIA hem de KGB tüm güçleriyle, Küba’daki Sovyet varlığına odaklanıyor. Bu sırada dünya kamuoyu, iki ülkeyi dostluk amacıyla maç yapan siyasi güçler olarak seyrediyor.

ABD cephesinde ise işler iyiye gitmiyor. Ülkenin satranç şampiyonunun muhtemel bir KGB komplosu ile zehirlenmesinin ardından, barlarda ve kumarhanelerde vakit geçiren alkolik bir matematik profesörü ve eski satranç oyuncusu ile şampiyonaya katılmak zorunda kalıyorlar. Matematik dehası profesörün alkol problemi ile boğuşan ABD delegasyonu, bir yandan da içlerindeki köstebeği bulmak ve Sovyet Rus ordusundaki yüzünü tanımadıkları bağlantıyı keşfetmek zorundalar.

Netflix Usulü Soğuk Savaş

Kağıt üstünde fena durmayan film, ne bir satranç filmi olabiliyor ne de casusluk. Polonyalıların prodüksiyonda ucuza kaçtıkları dekor, sahne tasarımları ve görüntü yönetmenliğine fena halde yansıyor. ABD’liler ise işin cast kısmını Flash TV dramaları tadında halletmişler ve filme gençlik dizisinden bozma bir iki oyuncu ve bıyıklı bir büyükelçilik ataşesi ile katılmışlar. Bill Pullman dışında ne elle tutulur isim var ne de bir gram oyunculuk var. Sürekli şebeklik yapan otel müdürünün işlevi ve Sovyet karşıtlığı, filmin ana mesajını veriyor aslında : “Naziler de Sovyetler de bize çok çektirdi. Ama kurtuluşu Batı’da bulduk. Bak şimdi Netflix’e film bile çekiyoruz.

Soğuk savaş filmlerini sevenler bir şans verebilir ama benim için çok zayıf bir film olarak arşive girdi The Coldest Game. Bill Pullman, Sinner dizisindeki dedektiften çok da farklı bir rol çizmiyor. Oyunculuklar berbattan hallice. Cast dökülüyor. Dekor ve sahneler yer yer bir tiyatro oyununu andırıyor. Polonyalıların Netflix’e giriş denemesi gibi bir şey olmuş. Ama tam da olamamış sanki. Puanım 5/10.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.