Ya ya ya şa şa şa

Nereden başlasam bilemiyorum. 1980′ ler Türkiyesindeki dönüşümü çok iyi irdeleyen bir Ümit Efekan filmi bu. Başrollerde İlyas Salman ve güzeller güzeli Deniz Akbulut‘u görmekteyiz.

Kapıcı oğlu genç İlyas, sefaleti ve büyük şehirdeki kaybolmuşluğunu bir kenara bırakmış hayatına sadece iki şeyi almıştır. Futbolcu olma sevdası ve apartmandaki banka müdürünün kızı Ayşe. Babasının baskılarından bıkmadan usanmadan amatör kümede kendini gösteren İlyas 3.kümeye transfer olmayı başarır. Rüya başlamıştır. Öte yandan İlyas, paranın getirdiği değişimi ve Ayşe tarafından reddedilmenin acısını kolay kolay üzerinden atamayacak ve futbol kariyerinde yükseldikçe, insan olarak zayıflayacaktır.

Basit bir Türk filmi gibi görünmekle beraber, gerçekten toplumumuzdaki dönüşümü güzel anlatmakta bu film. İlyas’ın kapıcı babası, oğlu 3.kümeye transfer oldukça ve eve para getirdikçe daha önce dayak manyağı yaptığı oğlunun ayaklarını yıkamaya, masaj yapmaya başlar. Daha önce lanetlediği, boş iş olarak nitelediği futbolu en ince kurallarına kadar öğrenir mesela.

——-spoiler——–

İlyas futbol kariyerinde ilerledikçe, daha önce aşağılanan, dışlanan kapıcı ailesi de saygı görmeye başlar. Daha önce kızını İlyas’a layık görmeyen banka müdürü bizzat ailesi ile oturmaya gelerek kızını pazarlamaya kalkar.  Nihayet Fenerbahçe’ye transfer olan İlyas’ın artık gözü ne Ayşe’yi görecektir, ne de o eski kalbi ile bir kadını sevebilecektir.

Kısa zamanda kapıcılık bırakılır, aile Futbolcu Selim‘den boşalan apartman dairesine yerleşir ve işe yeni giren kapıcıyı ezmeye bile başlar.  Futbolcu Selim‘e ayrı bir parantez açmak lazım burada. Zira film orada da Türk sporcusunu güzel bir şekilde yakalamış. Parayı bulan, büyük takıma transfer olan Anadolu gençlerinin nasıl dağıttıkları, gece hayatına,  kendilerini nasıl kaptırdıkları ve kariyerlerinin nasıl çöktüğünün güzel bir dersi Selim üzerinden verilmektedir filmde.  Kapıcı oğlu İlyas’ın uyarılarına kulak asmayan Selim kariyerini mahveder. Öte yandan ona bu tavsiyeleri veren İlyas’ın sonu da ondan çok farklı olmayacaktır. Selim’in yaptığı hataları bizzat kendisi de yapacak, onu da uyarmaya çalışan genç bir hayranı – kasabın çırağı – eve kadar gelecek, ama İlyas onu kapı dışarı edecek ve kadınlarla alemine devam edecektir. Burada da güzel bir döngü yakalamış film.

——-spoiler——–

Film, 90’lara girerken yozlaşan toplumumuzun, apartman yaşamının, sınıflar arası ilişkilerin ve bir yıldızın doğuşunun güzel bir resmini çekiyor aslında. İlyas Salman, Münir Özkul rollerinde çok iyi ve başarılılar. İlyas’ın aşk hayatı üzerinde oyunlar oynayan mahalle bakkalı Erdal Özyağcılar muhteşem iş çıkarmakta. Deniz Akbulut, -modern- banka müdürünün alımlı kızını başarı ile canlandırmakta . Oyunculuklar gayet yerinde sonuç olarak.

Kanımca filmin eksilerinden biri Münir Özkul’un ve İlyas’ın annesinin şivelerinin bir süre sonra kulak tırmalaması. Öte yandan maç sahneleri biraz acemice kotarılmış ve İlyas Salman maalesef FB ile sahaya çıkamamış gibi görünmekte.

Öte yandan 84-85 sezonundaki FB kadrosu ve Veselinoviç’i görebileceğimiz, FB marşı ile süslenmiş idman sahnesi, insanı heyecanlandırmaya yetiyor. Filmin güzel yönlerinden birisi de bu. Futbolun ülkemizde amatör ruhlu adamların omuzlarında yükseldiği dönemi resmetmekte. İlyas’ın hocası, idman yaptıkları sahalar, amatör kümedeki ve 3.ligdeki maçların görüntüleri, FB takımının idmanı, tribünlerdeki seyirci profili insanı geçmişe götürüyor ve o günlerle özlemle bakmamızı sağlıyor. Lig TV, dekoder, milyon euroluk transferler, yemyeşil çimler, muhteşem statlar yok. Yüreklerini sahaya koyan adamlar, onları yürekleri ile izleyen ve tek eğlenceleri futbol olan adamlar var.

İlyas’ın futbol kariyeri ilerledikçe, giydiği kıyafetlerin değişimine dikkat etmek lazım. Önce eşofmanlarının, montlarının kalitesi artıyor. Spor ayakkabıları temiz ve markalı oluyor. Zamanla şehir insanı kıyafetleri giyiyor İlyas ve son olarak onu takım elbise ve paltosu ile görüyoruz BMW’sinden inerken. Daha önce adını ve nerde satıldığını bilmediği viskinin müptelası oluyor. Babası yeni kapıcıyı beğenmiyor, annesi küvette çamaşır yıkıyor vs vs. Filmde, bu dönüşümün, değişimin muhteşem detayları var.

Sonuç olarak, gayet iyi bir yerli film ya ya ya şa şa şa. Hiçbir yerde bulunamayan müzikleri cidden dramatik bir etki bırakmayı başarıyor. Film, vurucu finali ile de dikkatleri çekmekte, oyunculuklar yerli yerinde, hikaye sıradışı ve hem sosyolojik hem de kronolojik açıdan güzel bir toplumsal kesit sunmakta bizlere. İzleyenlerin beğeneceğine inandığım bir film bu. Futbol temalı film zaten az yerli sinemamızda. Bu film ise başarılı örneklerden birisi ve Kemal Sunal’ın komediye kaçan filmlerinin aksine  bir dram olarak ön plana çıkmakta. Aslında bu yazıya başlarken çok daha etkileyici, filmden kesitler sunan birşeyler yazmak istiyordum ama spoilere boğmak istemedim ortamı.  İzleyip görmeniz daha yerinde olacaktır filmi.

 

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.