Total Recall (2012) Film İncelemesi

Gerçeğe Çağrı (Total Recall) Film İncelemesi


Ülkemizde “Gerçeğe Çağrı” adıyla gösterilen Total Recall, 1990 yapımı aynı adlı filmin bir yeniden çevrimi.

bkz,  http://www.imdb.com/title/tt0100802/

Konusu: Gerçeğe Çağrı/Total Recall, Philip K. Dick’in “We Can Remember It For You Wholesale” adlı ünlü kısa hikâyesinden ilham alınarak yeniden çekilen, gerçeklik ve hafıza hakkında bir aksiyon, gerilim filmi. Hayallerinizi gerçek hatıralara dönüştürecek Rekall şirketine hoşgeldiniz.

Bir fabrika işçisi olan Douglas Quaid (Colin Farrell), çok sevdiği güzel bir karısı (Kate Beckinsale) olmasına rağmen, sinir bozucu hayatında sahip olabileceği en güzel anıların, süper ajan olduğu bir hayattan gerçek anılara sahip olmak olduğunu düşünmektedir. Ancak, korkunç bir prosedür hatası yüzünden Quaid, aranan bir adam olur ve kendisini, lider Cohaagen (Bryan Cranston), tarafından kontrol edilen, polis güçlerinden kaçarken bulur. 

Quaid bir isyancı (Jessica Biel) ile birlik olarak, yer altındaki direnişin liderine (Bill Nighy) ulaşmak ve Cohaagen’ı durdurmak ister. Gerçekle hayal arasındaki çizgi iyice bulanıklaşırken, Quaid’in dünyasının kaderi de, kendi gerçek kimliğini, gerçek aşkını ve gerçek kaderini bulmasına bağlıdır. (Kaynak : Divxplanet)

Görüldüğü gibi, gene dünyanın bir kimyasal/nükleer felaketten sonra büyük zarar gördüğü, kötü bir adamın bu dünyayı kendi kontrolüne almak istediği bir bilim kurgu ile karşı karşıyayız. Bu sefer kötü adam seçim ile iş başına gelmiş bir şansölye. Bu esnada film göndermelerden çekinmiyor. İki kutuplu, Britanya Birleşik Federasyonu ve Koloni‘den oluşan dünyada, Britanya Birleşik Federasyonu, azalan yaşanabilir toprakların tamamını kontrol etmek, koloniyi yok etmek ve robotlar ile güvenliği sağlayarak işçi sınıfını da kurmak istiyor. Kolonidekiler, her gün “düşüş” adı verilen bir vasıta ile Britanya federasyonuna işçi statüsünde gelerek geri dönüyorlar. Robotlar tam anlamıyla faal hale geldiğinde, koloninin işgal edilmesi ve işçi sınıfının da bu robotlar tarafından kurulması, kolonideki insanların yok edilmesi, Britanya’nın başındaki kötü adamın emelleri arasında.

Bu esnada bir yeraltı direniş örgütü Britanya’ya karşı direniş göstermektedir. Şansölye, bu grubu terörist olarak tanımlamakta ve onları kullanarak korku ve güvenlik imparatorluğunu güçlendirmekten çekinmemektedir. Tanıdık geldi değil mi? İşte film böyle bir atmosferde başlıyor. İnsanların sürekli olarak vize ve pasaport kontrollerinden geçtiği, güvenliğin robotlar ve insan polisler tarafından sağlandığı, istihbarat birimlerinin herşeyi izlediği, sadece iki yaşanabilir kıtası bulunan bir dünya. Koloni işçi tedarik ediyor ve geri kalmış, Britanya ise güçlü, daha müreffeh fakat doyumsuz.

Başroldeki adamımızın, insanları sanal bir gerçekliğe sokan ve onlara iyivakit geçirmeyi vaadeden bir şirketin makinesine  girmesiyle işler karışıyor.

——-spoiler——–

Adamımızın aslında şansölye için çalışan, terörist örgüte sızan başarılı bir istihbarat elemanı olduğu, fakat bu operasyon sırasında terörist grubun haklı olduğunu görerek taraf değiştirdiğini ve devlet tarafından yeni bir hafıza ile işçi olarak koloniye gönderildiğini görüyoruz. Sanal gerçeklik makinesinde eski hafızasından izler bulunmasıyla işler karışıyor, Britanya polis ve casusları başroldeki adamımız Douglas’ın peşine düşüyorlar. Bundan sonra film, sıkı bir aksiyon ve görsel efekt şovuna dönüşüyor.

——-spoiler——–

Başrollerinde Colin Farrell, Jessica Biel, Bryan Cranston ve Kate Beckinsale’ın yer aldığı vasatın üstünde bir bilim kurgu aksiyon filmi Total Recall. Özellikle filmin ikinci yarısında aksiyonun dozu iyice artıyor. Film için yaratılan Kolonideki karanlık atmosferi başarılı bulduğumu belirtmeliyim. Efektler kaliteli ve filmin yapımında masraftan kaçınılmadığı açıkça belli oluyor.

Oyunculuklarla ilgili olarak söylenebilecek fazla bir şey olduğunu sanmıyorum. Farrell, asla favori aktörlerimden biri olmadı ve bu film için doğru adam oldugunu sanmıyorum. Beckinsale, hırslı ve kötü kadın rolünde oldukça iyi ancak Jessica Biel etkisiz bir eleman olarak arzı endam etmekten fazla öteye gidemiyor. Bryan Cranston için fazla söze gerek yok. Bu rol onun oyunculuk standartlarının çok altında. Repliklerini bile az çok tahmin edebiliyorsunuz. Kendisinin yeri elbetteki laboratuar. Saçlı, sağlıklı, dinç hali oldukça garip geliyor Breaking Bad sever gözlere.

Filmin ikinci yarısındaki aksiyon bombardımanına ve kendi istila hareketine çelik yelek ile katılan bir başbakana katlanabilirseniz, Total Recall’da iyi vakit geçirebilirsiniz. Sıcak yaz günlerinde izlenebilecek vasatın üstündeki filmlerden birisi.  Arkaplanındaki siyasi ortam oldukça tanıdık, sağlam bir edebi temeli var ve filmin yer yer yaptığı ayan beyan göndermeler de takdire şayan.

Muhteşem güzeller Kate Beckinsale ve Jessica Biel‘in aynı adam için kapıştığı başka film de bulamazsınız sanırım.

Benim notum 6.5/10

http://www.imdb.com/title/tt1386703/

 

—–spoiler——-

Filmin bütün bunların aslında gerçek olmadığını izleyiciye düşündürecek alternatif bir boyutu da var. Douglas hala Rekall’daki makinede olabilir, bütün bunlar onun zihnindeki bir hayal olabilir. Casusluk hayali. İstediği hep bu değilmiy di? Hem de çift taraflı casusluk ?Kafamda yarattığım bu alternatif,  filmi benim için daha kaliteli kılıyor.

—–spoiler——-

/h1

You may also like...

2 Responses

  1. Nazım Coşkun dedi ki:

    –spoiler–

    Ben de aynı fikirdeyim; filmi benzer aksiyon filmlerinden ayırabilecek tek şey, yaşananların gerçek mi yoksa Douglas’ın zihninde mi olduğu konusundaki belirsizlik. Posterdeki “gerçek nedir?” ifadesi de bu tarz kognitif temalı filmleri sevenlerin ilgisini çekecektir. Ama her şeyin sadece Rekall’daki makinenin ürünü olduğunu düşünürsek açıklanması gereken şöyle bir şey var; o makine sadece Douglas’a özel anılar oluşturuyorsa, biz Douglas’ın olmadığı sahnelerde diğer insanların başından geçenleri nasıl görebiliyoruz?

    –spoiler–

    • admin dedi ki:

      Öncelikle yorumunuz için teşekkürler. Olayların bu şekilde gerçekleştiği alternatif bir senaryo filmi benim gözümde çok daha değerli kılıyor zira Rekall inanılmaz çalışıyor ve tam da istediği alternatif gerçekliğe Douglas’ı sokabildi.

      —–spoiler—–

      o makine sadece Douglas’a özel anılar oluşturuyorsa, biz Douglas’ın olmadığı sahnelerde diğer insanların başından geçenleri nasıl görebiliyoruz?

      —–spoiler—–

      bu detaya hiç girmedim, düşünmek de istemedim. zira bu sinematografi de çok fazla yapılan bir hata ve/veya yöntem. Hikayeyi kahramanımızın ağzından dinlesek bile, kahramanın olmadığı sahneleri de görürüz izleriz vs vs. bu şekilde yorumlayarak fazla üzerinde durmadım bu kısmın.