Falling Inn Love (2019) Film İncelemesi

Yine bir Netflix filmi incelemesi ile karşınızdayım. Başrollerinde Christina Milian ve Adam Demos‘u izlediğimiz film, yabancıların “feel good movie” dediğimiz tarzda, fazla derinlik içermeyen, sizi iyi hissetirmeyi amaçlayan, pastoral bir yapım. Filmde, işini ve sevgilisini kaybeden hırslı iş kadını Gabriela’nın, internetten bir lotarya kazanarak, Yeni Zelanda’da bir pansiyonun mülkiyetini eline alması anlatılıyor.

Gabriela San Fransisco’dan kalkıp Yeni Zelanda’ya geldiğinde, lotaryanın bir düzmece olduğunu ve kendisine kalan pansiyonun fotoğraflardakinin aksine tam bir enkaz olduğunu görür. Beş parasız ve çaresiz bir halde ne yapacağını düşünürken, kasabanın yerlileri ve yakışıklı Jake elinden tutar. Ters düz olan hayatında işler nihayet yoluna girmeye başlayacaktır.

Yukarıda da bahsettiğim gibi, filmin büyük bir senaryo derinliği ya da olay örgüsü yok. Sıradan insanların yaşadığı bir Yeni Zelanda kasabasına gelen güzel ve alımlı Amerikalı şehir kadını, kasabanın sıcak kanlı insanları, imece usulüyle onarılan pansiyon ve Gabriela’nın geçmişi kapatarak temiz bir sayfa açması zaten filmi açar açmaz tahmin edebileceğiniz olaylar. Film Christina Milian’ın güzelliği ve Adam Demos’un yakışıklılığı ile kendine izleyici çekmeyi umarken, ikili arasındaki etkileşim ile de bir romantik filme evrilmeyi başarıyor. Filmin en iyi yönlerinden birini muhteşem Yeni Zelanda görselleri oluşturuyor. Film biter bitmez bir Google araması ile Yeni Zelanda göçmenlik fırsatlarını araştıracağınıza bahse girebilirim. Renkler,  manzaralar ve görüntü yönetimi başarılı denebilir. Büyük bir beklentiniz olmaması gereken, sevgilinizle ve bir kadeh şarapla izleyebileceğiniz, vasat bir seyirlik Falling Inn Love. Benim puanım 6/10.

 

 

You may also like...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.