Bir 80’ler Hikayesi : Glow (2017) Dizi İncelemesi

Reagan, Neoliberalizm ve California

Liz Flahive ve Carly Mensch‘in yaratıcılığında şekillenen GLOW dizisi, tanıtım materyalleri ile kendisini bir kadın Amerikan güreşi dizisi etrafında şekillenen olaylar gibi lanse eden bir Netflix dizisi. Tabii özellikle ilk sezonun ardından Amerikan güreşinin sadece bir arka plan olduğunu ve esas hikayenin 80’lerin acımasız neoliberal dönüşüm ortamında hayata tutunmaya çalışan kadınların dramı olduğunu anlayabiliyoruz. Dizinin başrollerinde artık bir kült haline gelmiş Community dizisinden hatırladığımız Alison Brie, Betty Gilpin ve komedyen olarak ön plana çıkan Marc Maron gibi isimler var. Glow, Netflix’in “başrolünde güçlü bir kadın kahramanın olduğu yapımlar” kategorisine sokulabilir tam olarak. Gerçekten de bu dizide erkek karakterler ilk başta parayı ve gücü elinde tutan isimler olarak gözükseler de, hikaye ilerledikçe son çare olarak bir Amerikan güreşi seçmelerine başvuran kadınların gücü ve kontrolü yavaşça ellerine geçirmelerini izliyoruz. Dizinin hikayesini kabaca ve spoiler vermeden olabildiğince aşağıdaki paragrafta özetlemeye çalışacağım.

G.L.O.W. aslında bir kısaltma.  Gorgeous Ladies of Wrestling adında, kablolu kanallar için çekilecek, hafif erotik unsurlar da içeren bir Amerikan güreşini programını temsil ediyor. Dizimizin hikayesi burada başlıyor. G.L.O.W. için yapımcı olarak ortaya çıkan isim olan ve ailesi bir gıda işletmesi imparatorluğu sahibi olan Bash Howard‘ın aslında hiç bir televizyon tecrübesi yok ve tek istediği ailesinin kontrolünden bağımsız bir iş ortaya koymak. Dizinin yönetmeni 70’lerde kült bir kaç film çekmiş ve sonrasında silinip gitmiş Sam Sylvia (Marc Maron). Düşük bütçeli bu hafif muzır TV işinde yer alacak isimler ise çoğu ne sporla ne de Amerikan güreşi ile ilgili doğru dürüst deneyimi olmayan bir kaybeden kadınlar topluluğu. Nebraska’dan California’ya oyunculuk hayalleri ile gelen fakat senelerdir doğru dürüst figüranlık bile yapamayan Ruth (Alison Brie), yıllar önce yer aldığı pembe diziden başka bir işi olmayan Debbie (Gilpin) ve  hayatın ve Reagan Amerikasının sillesini yemiş, bastırılmış, sindirilmiş diğer kadınlar.

Yıkılan Tabular, Kazanan Kadınlar

Dizide, ilk başta ağır aksak ilerleyen G.L.O.W. projesinin zaman içerisinde geçirdiği dönüşüme tanık olurken Sylvia’nın, Ruth’un, Debbie’nin hatta Howard’ın geçirdiği evrimi de izliyoruz. Zaman akarken yavaş yavaş yeni muhafazakar Reagan Amerika’sının temellerinin çatırdadığını, ahlaki tabuların ve cinsel kimliklerin yıkıldığını da (hemen her Netflix işinde olduğu gibi) izliyoruz.  Bu evrim esnasında kadınlar seslerini yükseltiyor, yavaş  yavaş prodüksiyonun ve hayatın kontrolünü ele geçiriyorlar. Bu kontrolü ve gücü ele geçirdikleri ölçüde de özgürleşiyor ve seslerini yükseltiyorlar.

Dizi dönemin kostümlerini, ortamlarını, makyajlarını ve dekorlarını son derece iyi yansıtıyor. 80’ler Amerikasına aşina olanlar Japon ve Alman’lar piyasayı ele geçirmeden önce son kez motorları gürleyen büyük Amerikan arabalarını, tüketim kültürünü, saç kesimlerini, dekorları hemen tanıyacaklardır. Olabildiğince başarılı ve belli ki bütçe dostu bir biçimde 80’ler Amerika’sı yansıtılmış. Dizideki çekimlerin büyük bir kısmı iç mekanda geçiyor. Bu da 80’lerin stüdyo ortamında, açık alanlara göre daha uygun bir bütçe ile yansıtılmasını sağlamış. Soğuk savaş göndermeleri, 80’lerde etkisini iyice hissettiren neoliberal ve neomuhafazakar sosyo-ekonomik koşullar, yaklaşan bilişim devrimi dizi senaryosuna gayet başarılı bir şekilde yedirilmiş.

Şu ana kadar 3 sezonu çekilen ve devamı da gelecek olan dizi, 80’ler Amerikasına ilgi duyan, bu dönemdeki değişim ve dönüşümleri inceleyen, 80’ler popüler kültürüne ve yine bu döneme ait çeşitli alt kültürlerin temsil edildiği bir dizi izlemek isteyenleri eğlendirebilir. Pek çok Netflix dizisinde olduğu gibi burada da çeşitli aykırı karakterler ve olayların genel akışı ile bağlantısını kurmanın zor olduğu alt hikayeler mevcut olsa da, GLOW fena bir seyirlik değil. Dediğim gibi döneme ilgi duyanlar açısından gayet hoş bir yapım. Benim puanım 8/10.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.