Half-Life:FPS Dünyasında Bir Devrim

Half-Life : PC Oyunculuğunu Kökünden Değiştiren Bir Devrim

Bugün, first person shooter oyunlarda yeni bir çığır açan, türü Quake ve Doom türevlerinin tekelinden kurtararak aksiyonu ve düşünsel beceriyi bir arada harmanlayan oyunlarla tanışmamızı sağlayan Half-Life ve ek paketleri hakkında bir şeyler yazmak istiyorum (Opposing Force ve Blue Shift).

Half-Life, o güne kadar adı sanı pek duyulmamış Valve adlı bir şirketin oyunu. Oyunun dağıtımını, o dönemlerin önde gelen oyun dağıtımcısı Sierra Studios üstlenmişti. Valve adını ise, bugün oyuncular çok yakından tanıyor. Elbetteki sektörün kaderini kökünden değiştiren ürünleri Steam sayesinde. Fakat Steam, Valve’in ilk büyük devrimi değildi. Valve, esas devrimi, 1998 yılında Half-Life adlı oyunları ile yapmıştı.

 

Protagonistimiz Gordon Freeman

Half-Life neden FPS türü için bir devrim niteliği taşıyordu?

1-Önünüze gelen her şeyi vurup devirdiğiniz diğer oyunların aksine, sıradışı bir senaryo, harika bir hikaye anlatımı ve realistik bir oynanış içeriyordu.

2-O döneme kadar bir FPS için hazırlanmış en akıllıca bölüm ve bulmaca tasarımlarını bünyesinde barındırıyordu.

3-Oyun, Quake 1 motorunun geliştirilmiş bir versiyonu ile hazırlanmasına rağmen, grafiksel olarak da döneminin en başarılı işlerinden biriydi.

4-Multiplayer modu, sıradışı silah tasarımlarının da etkisiyle büyük bir eğlence vaad ediyordu.

5-Hikayeyi, başroldeki kahramanımızın kendi gözünden “yaşıyorduk”. Diğer oyunlar ise, hikayelerini anlatmak için oyun akışını durdurarak videolar göstermeyi tercih etmekteydi. Half-Life’ta ise, herşeyi bizzat yönettiğimiz karakterinden görüyorduk ve hikayenin ilerleyişini oyun durmuyordu.

Half-Life Hikayesi

Half-Life oyununda, MIT Üniversitesinden teorik fizik doktorası almış bir bilim adamı olan Gordon Freeman‘ı canlandırıyoruz. Hikayemiz, New Mexico eyaletinde, ABD hükümeti için gizli bilimsel araştırmalar yürüten Black Mesa tesisinde geçiyor. Gordon Freeman, tüm herşeyin başladığı gün işe biraz geç kalmış, gelecek vaat eden bir araştırmacı. Anormal maddeler laboratuvarında, önemli bir test yapıldığı sırada, işler ters gidiyor ve XEN adlı bir gezegen ile Black Mesa Araştırma Tesisi arasında bir boyut açılıyor. Bu boyuttan Black Mesa tesisine geçen yaratıklar, karşılarına çıkan her şeyi öldürmeye ve tesisi yıkmaya başlıyorlar. Bu noktada biz devreye giriyoruz. Ters giden deneyde bizzat yer almış araştırmacılardan biri olarak, baygın bir halde uyanıyor ve neler olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Üzerimizdeki koruyucu elbise, diğer bilim adamlarının ve çalışanların aksine bizi tehlikelere karşı daha korumalı kılıyor. Bu nedenle, yüzeye çıkma ve yardım çağırma / ya da bu meseleyi kökünden çözme işi bize kalıyor.

Gordon Freeman, yardım çağırmak ve bu işi çözmek için Black Mesa tesisinde gezinirken, ABD hükümetinin olayı örtbas etmek için deniz piyadelerinden oluşan özel bir ekibi (Hazardous Environment Combat Unit – HECU) görevlendirdiğini anlıyoruz. Gelen askerler, hem sağ kalan Black Mesa çalışanlarını, hem de yaratıkları öldürerek bu büyük facianın duyulmasını engelleme gayretindeler. Dr.Freeman, hem askerler hem de XEN yaratıkları arasında kalarak iki grupla da daimi olarak çatışmak zorunda kalıyor.

Fakat deniz piyadelerinin yaratıklarla baş edemeyeceğini anlamaları uzun sürmüyor. Yaratıkları Black Mesa’ya ışınlayan portal halen açık olduğundan, deniz piyadeleri sürekli olarak akın akın gelen yaratıklar ile baş edemiyor ve bir kısım arkadaşlarını da geride bırakarak çekilerek hava bombardımanı başlatıyorlar. Bir grup asker ise, nasıl bir komplo teorisinin içinde olduğunu anlayarak Black Mesa çalışanlarını ve güvenlik personelini öldürmekten vazgeçerek kendi hayatta kalma mücadelesine girişiyor.  Bu noktada derin güçler bir kez daha devreye giriyor ve tesiste kalan askerleri, çalışanları ve Gordon Freeman’i öldürmeleri için Elit Suikast Timleri yolluyorlar. Gordon Freeman, askerler, yaratıklar ve elit suikast birlikleri ile çatışırken, bir yandan da Black Mesa’nın gizemli tesislerinde bulmacalar çözerek yer yer karşılaştığı bossları ortadan kaldıracak mekanizmaları harekete geçirmeye çalışıyor. Black Mesa’da gezerken, XEN’den buraya ışınlanan yaratıkların daha önceden de bu tesiste bulunduklarını, çeşitli muhafazalar içinde deneylere tabi tutulduğunu anlıyoruz. Yani bu portal daha önce de açılmış ve Black Mesa yönetimi oradan buraya yaratıklar getirerek testlere tabi tutmuş ve halen de tutuyor(du). Bu arada, Gordon Freeman Black Mesa içerisindeki mücadelesine devam ederken, takım elbisesi ve Bond çantasıyla kendisini uzaktan gözetleyen bir memuru (G-Man) da yer yer farkediyoruz.

——————–Oyunun sonu hakkında bilgiler içerir———————–

Hayatta kalan bir grup bilim adamının, portalı kapatmak için bir çözüm önerileri olduğunu farkediyoruz. Bu bilim adamları, XEN’e açılan portalın öbür tarafını açık tutan Nihilanth adlı dev yaratığı öldürmenin tek yolunun XEN’e seyahat etmek olduğunu ve ellerinde bunu yapabilecek bir portal olduğunu söylüyorlar. Elbette bu görev için uygun tek aday biziz. Halen yaşayan bilim adamlarının ve güvenlik görevlilerinin yardımıyla, Gordon Freeman XEN adlı gezegene ışınlanır ve Nihilanth’ı yok eder. Bu noktada kendisi de baygınlık geçirir. Gözünü açan Freeman, karşısında oyun süresince yer yer karşılaştığı ama müdahale edemediği hükümet görevlisini görür. Tüm silahlarımızı alan bu görevli (G-Man), bize bir iş teklif eder. Bu noktada oyun bize 2 son sunuyor. Eğer teklifi kabul edersek, hükümet için çalışmak üzere işe alınıyoruz ve klas bir müzik eşliğinde oyunun jenerik yazıları akıyor. Eğer teklifi reddedersek, G-Man bizi kazanması imkansız olan bir savaşın içine ışınlıyor ve yine oyunun jenerik yazılarını görüyoruz. Bu sefer hükümet kayıtlarına adımız öldü olarak geçiyor.

——————–Oyunun sonu hakkında bilgiler içerir———————–

Half-Life Genel Yorumlar

Görüldüğü gibi oyun, bir sinema filmini aratmayacak derecede kaliteli bir senaryoya sahip. Bunu korkutucu ve gerilimli bir atmosfer ile harmanlayarak da oyunculara harika bir deneyim sunuyor. Kullanılan yapay zeka, ses ve görüntü efektleri, 1998 yılı için gayet iyi olarak değerlendirilebilir. Daha sonra Valve, çıkardığı HD paketi ile oyundaki silahları, dokuları ve modellemeleri de güncelleyerek nispeten daha güncel bir oyun deneyimi yaratmayı başardı.

Half-Life, sadece bir oyun olmanın ötesinde, motoru ile başka oyunlar için de geliştirme platformu oldu. Başta Counter-Strike olmak üzere, pek çok popüler modu daha sonraki yıllarda bilgisayarlarımızı meşgul etti. Baş karakter Gordon Freeman, oyun dünyasının en sessiz ama karizmatik karakterlerinden biri olmayı başardı. Oyunda karşılaştığımız güvenlikçiler, deniz piyadeleri, XEN yaratıkları ve elbette ki G-Man başlı başlarına birer fenomen oldular. Güvenlikçi Barney Calhoun ve deniz piyadesi Adrian Shephard, oyunun daha sonra çıkan genişleme paketlerinde (Opposing Force ve Blue Shift), kendi hikayelerini dahi anlattılar.

Bu yazıyı, 2017 yılında halen bu oyun efsanesini bilmeyenler, oyunları bitirmesine rağmen yeterli ingilizcesi olmadığından hikayeyi anlamayanlar ya da Counter-Strike ile her gün Half-Life’ın mirası üzerinde eğlenmesine rağmen bu büyük sanat eserinden haberi olmayanlar için yazdım. Half-Life hemen her günümüz bilgisayarında çalışabilecek, tüm ek paketleri ve HD paketi ile beraber Steam üzerinden bir kaç TL’ye alınabilecek muhteşem bir oyun klasiği. Hala bu klasiği bitirmediyseniz ve sinema filmi tadındaki maceraya atılmadıysanız, hiçbir şey için geç değil. Opposing Force ve Blue-Shift incelemeleri de yakında burada olacak.

İyi oyunlar.

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir