The Terror – 2018 Mini Dizi

AMC’den yeni bir korku/gerilim mini-dizisi : The Terror

Mini dizi konseptini seviyorum. Hikayesini uzatmadan, sündürmeden, reyting ile şımarmadan bir kaç bölümde derdini anlatıp hafızalarda yer alan işler bunlar. Bir filme sığmayacak fakat sezonlar boyunca da sürmesi beklenmeyen hikayeleri seyirciye etkili ve zamana yayarak anlatmak da üstlerine yok. Üstelik seyircilerini 1 yıla kadar varan, bazen daha uzun süren sezon arası bekleme çilesinden de kurtarıyorlar. Daha ne olsun!

AMC’nin The Terror adlı yeni mini dizisi de bende bu nedenle heyecan uyandırdı. Üstelik işin arka planında, haşmetli İngiliz Donanmasının tarihindeki en büyük başarısızlıklarından ve gizemlerinden biri var. “Franklin’in Kayıp Keşfi“. Mini dizinin arka planını ekşi sözlük yazarı “ancient aliens hair guyşurada çok güzel anlatmış. Diziyi izlemeden evvel bir okumanızı tavsiye ederim. Dan Simmons’un aynı adlı romanına dayalı dizi, tarihi gerçekleri korku ve gerilim unsurları ile harmanlayarak ortaya son derece başarılı bir iş çıkarmış.

Özetle, İngiliz Donanmasının düzenlediği ve Amerika kıtasının kuzeyinde gerçekleşen bir keşif görevini anlatıyor mini dizimiz. HMS Terror ve HMS Erebus adlı, daha önce Antarktika seferlerinde kendini ispatlamış iki gemi, modern teknoloji ve buharlı motorlar ile donatılarak var olduğu düşünülen Kuzeybatı geçidini bulmak için açılıyorlar. Amaç hem keşif yapmak hem de bu keşfedilecek ticaret yollarından kestirme yollar yaparak ticarette kullanmak. Fakat işler beklenildiği gibi bitmiyor. İki gemi buzullar içinde sıkışıp kalıyorlar ve zorlu iklim şartlarında erzak stoklarına rağmen sıkıntılar yaşanmaya başlıyorlar. İklim koşullarına uygun olmayan ekipmanlar, 3 senelik konserve yiyecek stokunun bozuk çıkması, askerlerin C vitamini eksikliği ile mücadele etmesi ve yayılan hastalıklar durumu iyice imkansızlaştırıyor. Sonuç olarak kaptan John Franklin öncülüğünde yürütülen keşif tam bir başarısızlık ve dram olarak tarihteki yerini alıyor. İngiliz donanması daha sonra kamuoyunun ve Franklin’in karısının baskısı ile keşif ekipleri gönderse de, HMS Terror ve HMS Erebus’un akıbeti ile ilgili bilgiler bir türlü tam olarak öğrenilemiyor. Zaman zaman ele geçen bölük pörçük bilgiler haricinde olayın büyük bir kısmı halen gizemini koruyor. HMS Erebus ve HMS Terror’un 2014 ve 2016 yıllarında Kanada devleti tarafından bulunduğunu ve korumaya alındığını da belirtelim. Denizin dibinde ve gayet iyi durumda olan gemilerin içindeki keşif çalışmaları devam ediyor.

Yazının bundan sonraki kısımlarını ekşi sözlük’teki girimden aynen aktaracağım.

********************************************************************

Dizi dediğin böyle olur. uzamadı sünmedi, tarihi gerçeklere dayanan hikayesini, inuit mitolojisinden efsaneler ile harmanlayarak harika bir korku-gerilim eseri ortaya çıkardı. son 2-3 bölümde de heyecanı zirveye çıkararak finalini yaptı.

Diziyi kaliteli kılan şeylerden bir tanesi, pek tabii ki britanyanın bağrından kopup gelen kastı. figüran gibi ortada gezen oyunculara bile imdb’den bakıyorsunuz royal academy of bilmemne mezunu, taş gibi oyunculuk sergiliyorlar. korku, çaresizlik, bitkinlik, açlık hepsini muhteşem yansıtmış adamlar. amerikan hikayesi/kastı olsa şu iş gibi bir şey; kaslı, sarışın, bembeyaz dişli abileri koyar atmosferin içine sıçarlardı. burada adamların konuşmasında bile kalite akıyor. aksanına kurban olduklarım.

CGI fena sırıtıyor. ilk etapta bilerek yapıldığını düşündüm. yaratığın aslında askerlerin kafalarında yarattıkları bir imge olabilme ihtimalli yüzünden böyle bir kanıya varmıştım. fakat ilerleyen bölümlerde kanlı canlı gemiyi ziyaret etmeye başlayınca ucuza kaçtıkları anlaşıldı. arkasında amc gibi bir network olan yapımcılar bu işi nasıl kotaramadılar anlamadım ama yaratıkla ilgili bazı detaylara şuradan ulaşabilirsiniz. adamlar uğraşmışlar.

the_terror_AMC_0

Oyunculukların da pek başarılı olduğu söylenebilir. skyler white’ı aratmayan bir orospu çocuğu vardı mesela. cornelius hickey piçinden bahsediyorum elbette. hangimizin lisedeki sınıfında böyle bir şerefsiz yoktu? böyle kısa boylu, götü yere yakın, piçlikte entrikada bir numara. saç şekli bile bu yavşağın aynısıdır. nasıl bir canlandırmadır, nasıl bir oyunculuktur bu arkadaş?

spoiler

Dr.goodsir karakterine ne demeli şimdi? bu naiflikte bir adamın bu seferde yaşadıkları, artık daha fazlasını kaldıramaması ve muhteşem finali. teğmen edward’ın açlıktan perişan haline gelmiş, ölmüş gibi duran ama aslında can çekişen halleri. blanky’nin şov yaparak veda etmesi ve geçidi bulduğunda gözlerindeki gülümseme. james fitzjames’in öleceğini anladığı andan itibaren içindekileri bir bir dökülmesi. savaş kahramanı falan olmadığını, ingiliz bile değil muhtemelen latin olduğunu ve hissettiği aşağılık mantalitesini, daha evvel kavgalı olduğu kaptana güzel güzel anlatması. kaptanın askerlerine gösterdiği şefkate rağmen birini bile kurtaramaması ve adamların gözünün önünde yamyamlığa başlaması. elinden yavaşça kayıp giden disiplin ve düzen hissiyatı.

spoiler

Ne desem ne kadar anlatsam boş. son yılların en başarılı işlerinden biri bu dizi. tarihi bir arka planı, gerilim ve korku öğeleriyle güzel harmanlamışlar. ilk bölümlerdeki gemi dekoru ve hissiyatı da harikaydı. ahşap gıcırdamaları, bardaklara dökülen romlar, klostrofobi. herşey başarı ile ve dozunda yedirilmiş. tavsiyem bu diziyi gecede 2-3 bölüm izleyin. kutuplardaki karanlık ve soğuk atmosferin içine daha da giriyorsunuz. ve bardaklar boş olmasın. kaptan francis crozier doldurdukça bardağa, bir shot da siz atın. *

spoiler

NOT: Dizideki isimler biraz karıştırılıyor. ya da bana öyle geldi izlerken. hms terror‘un kaptanı john franklin. bu abi tüm seferin de komutanı aynı zamanda. kendisi bir kaç bölüm sonra ortadan kalkıyor gerçi ama olsun. hms erebus‘un kaptanı ve aynı zamanda keşif seferinin ikinci komutanı francis crozier. adama bazıları francis, bazıları kaptan crozier diyor. karıştırmamak lazım. kaptan franklin’in ikinci kaptanı james fitzjames. bu abi francis ile pek geçinemiyor ama finalde barışacaklar. thomas blanky yanılmıyorsam crozier’in sağ kolu ya da güvendiği adamı. harry goodsir iyi kalpli doktorumuz. bir de kibirli dr.macdonald var. kurşun ile gelen felaketi görmesine rağmen tepkisiz kalıyor. teğmenler john irving, edward little, george hodgson ve vesconte karakterlerine de dikkat etmek lazım. işler karışıp partiler ayrıldığında bu adamlar kilit rol oynamaya çalışıyorlar hikayede.
spoiler

 

Bu arada AMC’nin  ikinci sezon için onay verdiğini belirtelim. Fakat ikinci sezonda tamamen farklı bir hikaye ile başka bir “terör” anlatılacak. Artık bu başka denizcilerin macerası mı olur, daha sıradışı bir korku gerilim işi mi olur bilemiyoruz. Tek bildiğimiz ikinci sezonda, ilk sezonun yaratıcısı David Kajganich ve Soo Hugh olmayacaklar. AMC ikinci sezonu tamamen kendisi kotaracak.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.