Never Look Away (2018) Film İncelemesi

Almanca orijinal adı Werk Ohne Autor olan Never Look Away, Das Leben der Anderen filmi ile izleyicilerden tam not almış Florian Henckel von Donnersmarck‘ın son filmi. Filmde, Nazi rejiminde doğmuş ve Doğu Almanya rejiminde sıkıntı çekmiş bir sanatçı olan Kurt Barnert’ın, Batı Almanya’ya kaçtıktan sonra yaşadıkları anlatılıyor. Geçmişinin ve travmatik çocukluğunun etkisindeki Barnert, bir taraftan Batı Almanya’da yeni yaşamına tutunmaya çalışırken, bir taraftan da eşinin ailesi ve sanatsal tıkanıklık ile boğuşacaktır.

Das Leben der Anderen ile çıtayı çok çok yükseklere çıkartan Donnersmack, bu sefer 3 saatlik bir hikaye ile izleyiciden geniş bir kredi talep ediyor. Nazi rejiminin aryan ırk takıntısı ve acımasız uygulamaları ile başlayan film daha sonra sosyalist rejimin istibdat ortamına geçiş yapıyor. Acımasızlık, tiranlık ve politik çalkantılar kaybolmuyor. Sadece şekil değiştiriyor. Bundan en çok etkilenenler ise tabii ki sıradan insanların sıradan yaşamları oluyor. Film, bu yönüyle yakın Almanya tarihine de ufak bir özet geçiyor.

Almanya’nın yükselen değeri Tom Schilling, yönetmenin vazgeçilmez ismi Sebastian Koch ve Paula Beer‘i başrolde izlediğimiz film, yine kaliteli bir görüntü yönetimi ve döneme uygun dekorlar ile dikkat çekiyor. Müzik kullanımını fazla yoğun bulduğumu söylemeliyim. Arka planda genelde gerekli gereksiz bir müzik icrası mevcut ve filmi etkisi tartışılır düzeyde. Tom Schilling canlandırdığı karakterin hem 18 hem de 30 küsürlü yaşlarını oynuyor. Özellikle saç şekli ve traşı ile bu etki verilmeye çalışılmış ama bir miktar sırıttığını söylemeden geçemeyeceğim.

Never Look Away etkileyici bir film. Buna hiç şüphe yok. Kurt Barnert’ın onu kovalayan geçmişine, travmalarına ve hayatın acımasızlığına rağmen üretebilmesi, ayakta kalabilmesi ve bu hikayeyi 1945-1965 Almanya’sının siyasi arka planı ile anlatmak gayet başarılı bir deneme. Fakat kanımca bu film bir Das Leben der Anderen değil. Das Leben der Anderen tam bir politik dramdı. İçinde hafif bir aşk sosu barındırmasına rağmen yakın dönem Alman tarihini titizlikle inceleyen ve hikayesi daha derli toplu bir filmdi. Never Look Away (Werk Ohne Autor) ise psikolojik yönü daha ağır basan bir film. Nazi ve Doğu Almanya rejimlerine daha yüzeysel değinilmiş ve Kurt Barnert’ın yaşantısına odaklanılmış. Bu açıdan filmin biyografik bir nitelik taşıdığı bile söylenebilir.

Bununla birlikte film izlenmesi gerekenler listesine almanızı tavsiye ederim. Savaş sonrası Alman olmanın, sanatkar olmanın, duygusal ve her şeyden önce insan olmanın sıradan Almanlara yaşattıklarını gayet iyi resmetmiş. Donnersmarck üç saatlik süresi ile gayet büyük oynamış bu filmde. Fakat gözünüzü kırpmadan bir çırpıda filmi izleyebilirsiniz. Kesinlikle sıkıcı bir tarafı yok. Oyunculuklar ve hikaye anlatımı yönüyle filmin sırıtan bir yanı yok. Filmin en büyük handikapı Donnersmarck’ın çıtayı DLdA ile çok yükseğe koyması. Benim puanım 8/10.

Not: Filmde DLdA sevenlere güzel bir sürpriz de var. DLdA’da Erich Honecker fıkrası anlatıp kendisini bodrumda mektup karıştırırken bulan STASI subayı Axel Springer (daha doğrusu kendisini canlandıran aktör), bir sahnede tekrar karşımıza çıkıyor.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.