Kodachrome (2017)

Gerçek olaylara dayanan bir yol filmi – Kodachrome

Başrollerde Ed Harris, Jason Sudeikis ve Elizabeth Olsen‘i izlediğimiz Kodachrome, kısmen gerçek olaylara dayanan bir yol filmi. Bahsettiğim gerçek olay ise filmde kahramanlarımızın başından geçen değil, tüm dünyadan çeşitli fotoğrafçıların yaşadığı Kodachrome filmlerini baskısını yapan son stüdyonun kapanması ve pek çok fotoğrafçının filmleri tab ettirmek için kepenkleri indirmek üzere olan o stüdyoya akın etmesi hadisesi. Meşhur Kodak firması tarafından üretilen Kodachrome filmlerinin üretimi uzun zaman önce durdurulsa da, mevcut üretilen filmler piyasada uzun süre dolaşmaya ve tab edilmeye devam etti. Bu filmleri tab eden son stüdyo olan Kansas, ABD’de bir laboratuvar da filmleri tab etmeyi durduracağını açıklayınca, tüm dünyadan fotoğrafçılar bu stüdyo kapanmadan ellerindeki filmleri tab ettirmek için Kansas’a akın ettiler. Filmde de bu gerçek olay üzerinden kurgulanan bir aile hikayesi ve yol filmi izliyoruz.

Filmin Konusu : Ed Harris’in canlandırdığı Ben Ryder, dünyaca ünlü bir fotoğrafçıdır. Dijital dünyaya geçiş yapmamıştır ve hala analog makineler kullanmaktadır. Ben, bir fotoğrafçı olarak kariyerinde yükselirken ailesini ihmal etmiştir. Defalarca kez aldattığı ve umursamadığı eşi seneler önce ölmüştür. Oğluyla ise yaklaşık 10 senedir görüşmemektedir. Ben’e ölümcül bir kanser teşhisi konur ve çok kısa zamanı kaldığı belirtilir. Bunun üzerine Ben hemşiresi aracılığıyla oğlu Matt ile iletişime geçer. Bu esnada Matt kariyerinde sorunlarla boğuşmaktadır ve babasının menajerinin kariyerinde yardım talebi üzerine Ben ile görüşmeyi kabul eder. Ben oğlu ile Matt ile New York’tan Kansas’a doğru bir yolculuğa çıkmak ve daha önce tab ettirmediği Kodachrome filmlerini Kansas’taki stüdyo kapanmadan tab ettirmek istemektedir. Ben uçağa binebilecek durumda değildir. Bu uzun yolculuk karayolu ile yapılmak zorundadır. Ben, Matt ve hemşire Zooey uzun bir yolculuğa çıkarlar. Bu yolculukta sırlar açığa çıkacak, kirli çamaşırlar ortaya dökülecek ve karakterler iç dünyaları ile hesaplaşacaktır (rosencruz.com)

Yol filmi, müzik filmi, fotoğrafçılık filmi…

Nispeten tahmin edilebilir bir senaryo ile başlayan film izleyiciyi şaşırtmadan ilerliyor. Yolculuk boyunca baba-oğul arasındaki sert buzların yavaş yavaş eridiğini görüyoruz. Bununla paralel olarak Ben’in de yavaş yavaş tükendiğini anlayabiliyoruz. Matt ve hemşire Zooey arasında beklenen romantik ilişki de izleyiciyi fazla şaşırtmadan ilerliyor. Film New York’ta başladığı hikayesini ABD’nin çeşitli eyalatlerinden geçerek, Kansas’a uğrayarak tekrar New York’ta sonlandırıyor. Ben’in tab ettirdiği fotoğraflardan çıkanların da izleyiciyi şaşırtmayacağını belirtmeliyim. Bu kadar tahmin edilebilir bir filmi izlenebilir kılan ne? Başta Ed Harris olmak üzere aktörlerin ortalamanın üstündeki performansı, gayet yerinde seçilmiş müzikleri, zekice yazılmış Ben Ryder monologları ve güzel yol manzaları filmi izlenebilir kılıyor. İzleyiciyi kesinlikle sıkmayan bir film Kodachrome. Komediler üzerinden şöhrete ulaşan Sudeikis, dramanın da hakkını verebildiğini gösteriyor filmde. Festival filmi olarak ortaya çıkan ve Netflix tarafından satın alınan film maalesef Netflix Türkiye üzerinden izlenemiyor. Bu tarz nispeten bağımsız Amerikan filmlerini sevenlerin hoşuna gidecek bir film Kodachrome. Benim puanım 7.9/10.

Not: Filmin kapanış ekranında gördüğümüz fotoğrafların ünlü fotoğrafçı Steve Curry tarafından Kodachrome ile çekilen fotoğraflar olduğunu da ekleyelim.

 

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.