Ford v Ferrari (2019)

Herny Ford II vs Enzo Ferrari

Motor sporlarını konu alan filmlere Hollywod semalarında nadiren rastlıyoruz. Gerek bu filmlerin yapım maliyetleri, gerekse de Amerikalıların motorsporları anlayışının Avrupa ve Dünya’nın geri kalanından oldukça farklı oluşu bunun temel sebepleri. Amerikalılar için motor sporları demek, NASCAR, IndyCar gibi organizasyonlar ile dev tekerlekli kamyonetlerin hurda araçları ezdiği özel gösteriler ve bir takım GT yarışları demek. Formula 1 ve WRC gibi organizasyonlar hala ABD’de istenilen popülerliğe ulaşamadı. ABD’nin kendine özgü bir motor sporları evreni var ve orada gayet mutlu görünüyorlar. Bu da Ford v Ferrari gibi filmleri daha değerli yapıyor.

Başrollerinde Matt Damon ve Christian Bale‘ı izlediğimiz Ford v Ferrari ülkemizde saçma bir çeviri ile “Asfaltın Kralları” adı ile gösterildi. Belki de ülkemizdeki reklam kanunları ile alakalı bir düzenleme olabilir bu. Fakat filmin konusunu tamamen ıskalayan bir isim olduğunu söyleyebiliriz. Film 1960’ların ortalarında satışları düşen ve zor günler geçiren Ford otomotiv şirketinin, sıkıcı aile arabaları üreticisi imajından kurtulmak için motor sporlarını bir pazarlama aracı olarak kullanma stratejisi ile açılıyor. Bu konuda deneyimsiz olan Ford, butik bir spor ve yarış otomobilleri üreticisi olan Ferrari‘yi satın alarak genç jenerasyona hitap etme girişiminde bulunuyor. Ford’un bu denemesi, FIAT’ı kontrol eden Agnelli ailesi tarafından savuşturuluyor ve 1960’ların ortalarında FIAT, Ferrari – Ford görüşmelerini baltalayarak Ferrari’yi daha iyi bir teklif ile satın alıyor. Buna çok sinirlenen Henry Ford’un veliahtı Henry Ford II derhal bir Ford GT takımı kurulmasını emrediyor. Takımın başına Ford otomobillerini modifiye edip satan ve daha önce Le Mans’ı kazanmış tek Amerikalı olan Carroll Shelby getiriliyor. Shelby 90 gün içerisinde Le Mans yarışlarına bir otomobil yetiştirmeye hazırlanırken, Ford şirketi içerisindeki bir ekip ise Shelby’yi ve onun test pilotu olan Ken Miles’ı baltalamak için elinden gelen her şeyi yapıyor. Miles ve Shelby dostluğu, Ford’un içerisindeki muhalefetle birlikte dönemin fırtına gibi esen yarış ekibi Ferrari ile de mücadele etmek zorunda kalıyorlar.

Kurumsal entrikalar, motor sporları ve keyifli bir seyirlik

Filmin konusu itibariyle salt bir motor sporları filmi olmadığını söylemek mümkün. Ford içindeki entrikalar, 1960’ların kurumsal yönetim atmosferi, bürokrasi çılgınlığı ve Avrupa-ABD çekişmesi film içerisinde kendisini hissettiriyor. Gerçek yaşam öykülerine dayanan Ken Miles ve Carroll Shelby dostluğu filmin bir diğer yönünü oluşturuyor. Oyunculuklar için konuşacak olursak, Damon ve Bale standart performanslarının üzerine pek bir şey koymuyorlar. Filmin bunu gerektirecek bir yapısı da yok. Yarışlarda zaman zaman kullanılan CGI biraz göze batabiliyor. CGI kullanılmayan sahnelerde kükreyen motorlar kulağımıza, 1960’ların muhteşem spor otomobilleri ise gözlerimize bayram ettiriyorlar. Miles’ın oğlunun ve karısının sahneleri dışında bence filmin göze batan fazla bir falsosu yok.

Eleştirilecek fazla yönü bulunmayan bir film Ford v Ferrari. Hollywood’da nispeten az gördüğümüz bir konuyu ele alıyor. Alt metninde Amerikan sanayisinin istediğinde neler yapabileceğini verdiği bir mesaj ve Miles’ın ailesinin gereksiz draması olmasa daha nitelikli bir yapım da olabilirdi. Bu tarz gerçek olaylara dayanan başarı hikayelerini sevenler, motor sporlarına ilgi duyanlar ve kurumsal entrikalar içeren filmlerin meraklıları için doğru bir seçim. Benim puanım 8/10.

 

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.